|
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
|
Okul Müdürünün Soruşturma İşlemleri Hakkında Bilgi
İnceleme-Soruşturma ile ilgili sitenizde bulunan dökümanları ve soru-cevapları okudum ve inceledim.Bazı hususlarda kendimce net bir sonuca ulaşamadığım için bazı sorularla bilgi almak istiyorum.Şimdiden ilginiz ve yardımınız için teşekkür ederim.
1-Okul Müdürünün kendisinin bizzat verebileceği disiplin cezalarından, personelinin yaptığı kusurlu hareket ve davranışlarından dolayı ceza vereceğinde,ilçeden mutlaka soruşturma oluru almak zorunda mıdır?
2-Okul Müdürü kendisinin verebileceği cezalardan oluşan bir soruşturmanın muhakkikliğini de kendisi yapıp ceza verebilir mi?Müdür Yardımcısını muhakkik olarak görevlendirip bu şekilde ceza verebilir mi?Hangisi hukuksal ve kanuni açıdan en doğrusudur?
3-Okul Müdürü kendisinin verebileceği cezalardan oluşan bir soruşturma aşamasında,örneğin bir öğretmenin yönetmelik ve yönerge hükümlerini yerine getirmediği açık bir şekilde belli ise savunması alınmadan önce soruşturma aşamasında mutlaka ifadesi de alınması gerekir mi?Yoksa suç işlediği net bir şekilde ortadeyken ifade alınmadan da direk savunması istenerek de ceza verilebilir mi?Yani kısaca soruşturmada Okul Müdürünün verbileceği cezalarda ifade alınması gerekir mi?
4-4357 sayılı kanun 7.maddesinin a fıkrasında belirtilen ''Vazifelerini yapmakta ihmali görülenler işlerinde kusurlu sayılırlar.''ifadesinin;
657 sayılı kanunun 125.madesinin A fıkrasının a bendinde belirtilen ''Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak''ifadesine göre daha genel bir ifade olduğu kanaatimden yola çıkarak;
Örneğin;herhangi bir yönetmelik,yönerge ve genelgeye göre yapılması gereken işleri yapmayan ya da zamanında yapmayan veya aykırı davranan bir ilköğretim okulundaki öğretmene ceza verileceğinde ,öncelikle 4357 sayılı kanuna göre vermek gerekeceğinden yola çıkarak;bu suçunu 4357 deki -vazifelerini yapmakta ihmali görülenler kusurlu sayılırlar.-ifadesi içinde mi değerlendirmek gerekir,yoksa benim kanaatime göre daha açık bir ifade olan 657 deki-verilen emir ve görevlerin zamanında yapılmasında....kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde...-ifadeleri kapsamında mı değerlendirmek gerekir?
Ayrıca 4357 deki''kusurlu sayılmak'' ifadesi ceza ifadesi olarak karşılığı da ''kusurlu sayılmak'' mıdır?Yoksa 657 deki ''uyarı'' veya ''kınama'' cezalarından hangisinin karşılığıdır?4357 nin kusurlu sayılmak cezasını verdiğimizde ceza tebliğine yukarıdaki sorumla aynı olmakla birlikte hangi ifadeler yazılmalıdır.(Uyarı cezası mı?,kınama cezası mı?,kusurlu sayılmak cezası mı?)
Cevap:
(1)-Daha önceleri okul Müdürünün kendi yetkisi dâhilinde olan cezaları vermek için kendi personeli hakkında yapacağı disiplin soruşturmalarından dolayı ilçeden izin almadan kendisi işlemi başlatıp, bitirip, cezayı verir ve sonucunu ilçeye bildirirdi. Fakat idare mahkemeleri böyle dosyaları bozduğundan, şimdi bir okul müdürü bir öğretmenine veya hizmetlisine kendi yetkisi dâhilindeki uyarma, kınama, aylıktan kesme cezalarını vermesi gereken bir inceleme-soruşturmayı başlatabilmek için önce işlenen suçları maddeleyecek, sonra durumu kaymakamlığa bildirerek belirtilen konularda ilgili personel hakkında soruşturma yapmak üzere kendisinin muhakkik olarak tayin edilmesini isteyecek, sonra soruşturmayı yapıp cezasını verecek ve dosyayı ilçeye gönderecektir. Bu durum idare mahkemelerinin müdürlerin kendiliğinden yaptıkları soruşturma dosyalarını usulden bozmalarından sonra böyle uygulanmaktadır. Yani (soruşturulma kararı ilk amire değil, en üst amire aittir) fikrinden hareketle, bu şekilde uygulanmaktadır. Bu arada müdür kendisine karşı yapılan bir fiilden dolayı kendisi soruşturma yapmamalı, başka birisinin olayı soruşturması için suç duyurusunda bulunmalıdır. Yani (öğretmen -------diyerek bana saygısızlık yaptı, karşı geldi, beni bu konuda muhakkik tayin edin) diye onay istememesi lazım, kendisinin taraf olduğu soruşturmayı yapmaması gerekir. (2)-Okul Müdürü kendisinin verebileceği cezalardan oluşan bir soruşturmanın muhakkikliğinin kendisine verilmesini kaymakamdan talep eder, verilince de kendisi yapıp ceza verebilir. Müdür Yardımcısını muhakkik olarak görevlendiremez, o görevlendirmeyi de kaymakam yapar. Fakat bildiğimiz kadarıyla bu zamana kadar müdür yardımcılarının soruşturmacı olarak tayin edildiğine dair bir uygulama yoktur. Soruşturma görevi en azından kurum müdürlerine veya şube müdürlerine verilmektedir, okul müdür yardımcılarına soruşturma görevi verildiğine tanık olmadık. Soruşturmanın müdür tarafından yapılması hukuksal ve kanuni açıdan en doğrusudur. (3)-Okul Müdürü kendisinin verebileceği cezalardan oluşan bir soruşturma aşamasında (örneğin öğretmenin bir dersine girmediğinin öğrenciler, müdür yardımcısı, nöbetçi öğretmen tarafından tespit edilip, tutanak altına alındığı bir durumda) doğrudan bu tespitteki kusuru niye işlediğini öğretmene sorar, yazılı ifade alacaksa en az bir hafta süre vererek iddiayı (Örneğin: 8.4.2011 Pazartesi günü 3. ders saatinde, matematik dersinizin olduğu 8/A sınıfının dersine girmediğiniz tespit edilmiştir. Bu konudaki açıklamalarınızı en geç ------tarihine kadar bildirmenizi rica ederim) diye bir yazı verir, öğretmen de o tarihe kadar savunmasını yazar, verir. Veya öğretmeni doğrudan çağırır, soruyu sorar, söylediklerini zapta geçirip imzalatılır, işlem biter. Yani müdürün kendi personeli için yaptığı soruşturmada önce ifade, sonra savunma alınması olmaz. Çünkü müdür zaten ispatlı olan bir konunun nedenini öğretmene sorar, yoksa önce ifade alıp, tanık dinleyerek olayı ispatlamaya çalışmaz. Öğretmenin derse girmediği kesindir ve bunun sebebini sormaktadır. O nedenle tek ifade alır. Buna ister ifade deyin, ister savunma deyin, bir işlemle bitirilir. Öğretmenin verdiği bu ifadede kendisini aklayacak mazeretinin olmadığı görülürse, bu ifadeden sonra cezası verilir. (4)-Soruşturma sonunda, yapılan suçun karşılığının, öncelikle 4357 veya 1702 sayılı özel kanunlarda aranması gerekir. Özel kanunda yapılan suçun karşılığı varken (daha nettir, kapsamlıdır, iyi anlaşılıyor vs) gibi nedenlerle genel kanun olan 657 ye gidilmez. 4357 sayılı özel kanuna tabi bir öğretmenin yaptığı fiilin karşılığı kendi özel kanununda olmayıp, diğer özel kanun olan 1702 de (örneğin: 1702 nin 22/4. maddesindeki talebeyi dövmek gibi) çok güzel tanımlanmış olsa bile, bir özel kanundan diğer özel kanuna geçiş yapılamaz, ya kendi özel kanunundaki bir hükme dayandırılır, ya da orada yoksa genel kanuna gidilir. O nedenle, öğretmenin işlediği kusur; özel kanunda suçu tarif eden cümleye tam uymuyorsa, ceza teklif edileceği zaman; ------fiilini işlediği anlaşılan öğretmenin, fiilinin 4357 sayılı özel kanunda tam karşılığı olmadığından, ilgilinin eyleminin karşılığı olarak 657 sayılı kanunun 125/A-a maddesindeki -Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde,-------düzensiz davranmak- hükmü kapsamında UYARMA cezası ile tecziye edilmesinin gerektiği) şeklinde teklif yapılır. Aynı fiilin 4357 sayılı kanundaki -Vazifelerini yapmakta ihmali olma- hükmü kapsamında olduğu düşünülürse o zaman; ------fiilini işlediği anlaşılan öğretmenin, fiilinin karşılığı olarak 4357 kanunun 7/ a maddesindeki -Vazifelerini yapmakta ihmali görülme- hükmü kapsamında KUSURLU SAYILMA cezası ile tecziye edilmesinin gerektiği) şeklinde teklif yapılır. Ceza tekliflerinde kanunda geçen ifade aynen kullanılmalıdır (Uyarma, Kınama, Kusurlu sayılma, Maaş kesilme, Meslekten çıkarma, İhtar, Tevbih, Ders ücretlerinin kesilmesi, Kıdem indirilmesi, İstifa etmiş sayılma, vs.) kanun metinlerinde geçen aynı ifadeler kullanılarak yazılmalıdır. Kişinin eyleminin 4357 kanunun 7/ a maddesindeki -Vazifelerini yapmakta ihmali görülme- hükmü kapsamında olduğu tespit edildikten sonra, o kişinin 657 sayılı kanun 125/A-a maddesi gereği UYARMA cezası ile tecziye edilmesinin gerektiği) denilemez veya 657 den hiç bahsedilmeden: Kişinin eyleminin 4357 kanunun 7/ a maddesindeki -Vazifelerini yapmakta ihmali görülme- hükmü kapsamında olduğu anlaşıldığından UYARMA cezası ile tecziye edilmesinin gerektiği) denilemez. Suçun karşılığına, suçun dayandırıldığı kanunda belirtilen cezanın aynen yazılması gerekir. 4357 deki Kusurlu sayılmak, başka bir kanundaki bir cezanın karşılığı değildir. Başlı başına bir hükümdür. 1702 deki ihtar 657 deki uyarının, Tevbih 657 deki Kınama cezasının karşılığı değildir. O nedenle suçu başka yerden sübuta erdirmek, cezasını başka yerden vermek diye bir uygulama olamaz. Suç öncelikle özel kanunlar olmak üzere hangi kanunun hangi maddesine dayanıyorsa, cezası da o kanunun o maddesinde verileceği belirtilen ceza olmalıdır. Bu konuda sitemizdeki soruşturma işleri bölümünde bulunan Soruşturma semineri Bursa sunusunu incelemenizde yarar var. Umarız kafanızdaki soruları anlayabilmiş ve yeterince cevaplamışızdır. Kolay gelsin, iyi çalışmalar.
Paylaş
<------------------------------------------------>
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz.Üye Olmak için TIKLAYIN...] Facebook Grubumuza Üye Olabilir ve Paylaşımlarımızı Kendi Sayfanızdan Takip Edebilirsiniz.
|